Bilindiği üzere ülkemizde idari gözetim altına alınan yabancılar geri gönderme merkezlerinde barınmaktadırlar. Esas itibariyle bir yaptırım değil isminden de anlaşılacağı üzere bir tedbir olan bu uygulama, kimi geri gönderme merkezlerinde tutulma koşullarının oldukça kötü olması, idari gözetim sürelerinin oldukça uzun olması nedeniyle bir yaptırıma dönüşmektedir.
İdari gözetim kararına karşı, kararı veren valiliğin bulunduğu il sulh ceza hakimliğine itirazda bulunulabilmektedir. Örneğin Akyurt Geri Gönderme Merkezinde tutulan bir yabancı için itiraz, kararı Ankara Valiliği vermiş olduğundan Akyurt Sulh Ceza Hakimliğine değil Ankara Sulh Ceza Hakimliğine yapılmalıdır. Yapılacak bu başvurunun konusunu ise kişinin idari gözetimde tutulması oluşturmaktadır. Kendisine itiraz edilen sulh ceza hakimliği kişinin idari gözetiminin devam edip etmeyeceğine karar vermektedir. Yani tutulma koşulları hakkında bir karar vermemektedir.
Bu kısa girişten sonra 26 Şubat 2026 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan İbrahim Muhammed Ali kararına bakılmalıdır. Vakti olanların kararı okumasını önermekle birlikte okuyamayacaklar için kararı özetlememiz gerekirse, İbrahim Muhammed Ali (yazının devamında BAŞVURUCU olarak bahsedilecektir) Şanlıurfa Geri Gönderme Merkezinde tutulmaktadır. Burada sabun, şampuan gibi hijyen ürünlerine ulaşamamakta, çok kalabalık odalarda zaman zaman yere atılan yataklarda yatmaktadır. Ayrıca karar incelendiğinde görüleceği üzere TİHEK (Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu) tarafından Şanlıurfa Geri Gönderme Merkezine yapılan habersiz ziyaret sonucu oluşturulan raporda başvurucunun iddialarının tutarlı olduğu, bu geri gönderme merkezinde kalan yabancıların, çamaşır makinelerinin bozuk olması nedeniyle kıyafetlerini kendi imkanlarıyla yıkamak zorunda oldukları, hijyenden oldukça uzak bir ortamda yaşadıkları ortaya konulmuştur.
Başvurucu, Anayasa Mahkemesine yaptığı başvuruda idari gözetimiyle ilgili sulh ceza hakimliğine başvuru yapabildiğini ancak idari gözetim koşullarına yönelik yapabileceği bir başvurunun olmadığını bu sebeple de kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesi verdiği kararda idari gözetim altında tutulma koşullarına yönelik yargısal veya idari bir başvuru hakkı olmamasının Anayasamızca güvence altına alınan ETKİLİ BAŞVURU HAKKINI İHLAL ettiğine OYBİRLİĞİ İLE karar vermiştir.
Peki bu kararın etkileri nasıl olacak, bizi neler bekliyor?
Anayasa Mahkemesi burada bir yapısal sorun tespit etmiştir. İdari gözetim koşullarına itiraz edilememesi sorununun fazla sayıda başvuruya sebep olacağını öngörerek PİLOT KARAR USULÜ uygulamıştır. Anayasa Mahkemesi, bu ihlalle ilgili olarak sorunun çözülmesi için kararı TBMM'ye göndermiştir. Ayrıca bu hususla alakalı yapılacak başvuruları dört ay süreyle askıya almıştır.
Kısaca Anayasa Mahkemesi, geri gönderme merkezlerinde (geçici barınma merkezleri de buraya dahil edilebilir elbette) tutulan yabancıların tutulma koşullarına yönelik bir itiraz mekanizması olmamasının etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini hüküm altına almıştır.
Dileriz ki TBMM bu karar uyarınca idari gözetim altında tutulma koşullarına yönelik bir itiraz mekanizması geliştirir ve idari gözetim altındaki yabancıların yaşadığı ancak itiraz edemedikleri ihlaller bir an önce sona erer.
